Üç aylar, İslam takvimine göre belirlenen Hicri aylardan olan Receb, Şaban ve Ramazan aylarını içerir. Bu ayların içinde Regaib, Berat ve Miraç kandilleri gibi özel günler bulunmaktadır. Bu manevi dönem, İslam dünyasında büyük bir öneme sahiptir.

ÜÇ AYLAR NE ZAMAN BAŞLAYACAK?

Üç aylar, İslam takvimine göre belirlenen Hicri aylardan olan Receb, Şaban ve Ramazan aylarını içerir. Diyanet İşleri Başkanlığı Dini Günler Takvimi'ne göre, 2024 üç ayların başlangıcı, Receb Ayı'nın 12 Ocak Cuma gününe denk gelmektedir.

Bu özel dönemde Müslümanlar, ibadetlerini artırarak, dua ve niyazlarda bulunarak manevi bir atmosfer içinde bulunmayı hedeflerler. Receb Ayı'nın başlamasıyla birlikte üç ayların manevi coşkusu ve bereketi başlamış olacaktır.

3-12

ÜÇ AYLARIN FAZİLETLERİ

Hz. Peygamber, Recep ayının girmesiyle birlikte "Allah'ım! Recep ve Şaban'ı bize mübarek kıl ve bizi Ramazan'a ulaştır." şeklinde dua etmiştir (Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 259). Ramazan ayında oruç tutmanın farz olduğu belirtilmiştir (Bakara, 2/184-185). Recep ve Şaban aylarında Hz. Peygamber'in diğer aylara göre daha fazla nafile oruç tuttuğuna dair hadisler bulunsa da, Ramazan dışında hiçbir ayın tamamını oruçlu geçirmediği ifade edilmektedir (Buhârî, Savm, 52-53; Müslim, Sıyâm, 173-79).

2024 yılı fitre bedeli açıklandı 2024 yılı fitre bedeli açıklandı

Dolayısıyla, Recep ve Şaban aylarında aralıksız olarak oruç tutmanın dinî bir zorunluluğu bulunmamaktadır. Kişiler, sağlıklı ve güçlü oldukları sürece bu aylarda istedikleri kadar nafile oruç tutabilirler.

RECEP AYI NE ZAMAN BAŞLAYACAK?

Üç ayların başlangıcı olan Receb ayı, 2024 yılında 12 Ocak Cuma günü itibariyle başlayacak.

1-16

RECEP AYININ FAZİLETİ

“…Şüphesiz Allah, çok tevbe eden ve çok temizlenenleri sever.” (el-Bakara, 222)

Bu fâni hayatta bir kez daha üç aylara erişmenin sevinci içinde, sonsuz rahmet sahibi Cenâb-ı Hakk’a şükranlarımızı sunuyoruz.

Rasûl-i Ekrem Efendimiz'in, “Receb Allah’ın ayı, Şaban benim, Ramazan ümmetimin ayıdır.” sözleriyle bizlere hatırlattığı gibi, üç ayların manevi değeri büyük bir hazine gibidir.

Günah işlemekten kaçınamayız, ancak önemli olan hatadan dönmek, pişmanlıkla Allah’a sığınmak ve affını dilemektir.

Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bu hakikati şu sözleriyle ifade etmiştir: “Her insan hata eder. Hata işleyenlerin en hayırlısı, tevbe edenlerdir.” (Tirmizî, Kıyâme, 49)

Hata yapmamak, hatasız bir hayat sürmek insan doğasına aykırıdır. Rabbimiz, bu sebeple tevbe kapısını ölüm anına kadar açık tutmuştur. Ancak tevbe etmeyi sürekli ertelemek doğru bir yaklaşım değildir. Çünkü ölüm ne zaman geleceğini bilmediğimiz bir gerçektir.

4-12

Akıllı insan, her anı bir fırsat olarak değerlendirir ve pişmanlık duyduğu hatalar için derhal tevbe eder. Geçmişi temizleme amacıyla fırsatları kaçırmaz. Günahın farkına varan bir mümin, hemen tevbesini yapar. Hataların ardından gecikmeden tevbe etmek, müminin doğru bir davranış biçimidir. Bu, günahları alışkanlık haline getirmiş kişilerden ayrıştırıcı bir özelliktir. Çünkü bu kişiler, günahlarına alışmış olup sürekli erteleme eğilimindedirler. Ancak ölüm meleği geldiğinde çaresiz bir şekilde günahlar içinde ahirete göç ederler.

Allah Teâlâ, makbul tevbe ile reddedilecek tevbeyi şöyle haber vermektedir:

“Allâh’ın kabul edeceği tevbe, ancak bilmeden kötülük edip de sonra tez elden tevbe edenlerin tevbesidir. İşte Allah bunların tevbesini kabul eder. Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir.

Yoksa kötülükleri yapıp yapıp da içlerinden birine ölüm gelip çatınca, «Ben şimdi tevbe ettim.» diyenler ile kâfir olarak ölenler için (kabul edilecek) bir tevbe yoktur. Onlar için acı bir azap hazırlamışızdır.” (en-Nisâ, 17-18)

Editör: Yağmur Sezgin